doğumdan sonra büyümenin sancısı

Tüm insanlığın ve tüm aşkların ilk tanışıklığında vuku bulan o naiflikle geliyorsun bana

Sarılıyorum sana ama öyle sımsıkı değil:

Yabancıyım!

Sınırlıyım!

Tanımsızım!

ve

bu benim!

Yerde parçalanan bardağın sesiyle irkilmiyoruz; boş boş bakma hali bu tanımsızlığımıza!

Beynimiz boş bir levha birbirimize karşı.

Konuşurken düşünüyorum, çok yavaş konuşuyorum bu yüzden. Düşüncelerimiz ve eyleme geçen her kelimemiz için ayrı ayrı yaratılmış süzgeçlerin etrafında koşullanıyoruz.

ve alışırken

süzgeçlerimizi

kenara

öteliyoruz.

Hassas teraziler vardı ya ellerimizde;

onları “sana alışıyorum” derken bırakıyoruz!

Çırılçıplağız artık! Öylece savunmasız!

Yağmur yağdığında ıslanıp kurumuyoruz da artık.

Öyle kırılgan öylece başıboş!

Defalarca tanışıp defalarca inceliyoruz ve

sonra

defalarca ve defalarca kırılıp yeniden inceliyoruz.

bir saksı kalıyor ellerinde insanların:

içerisine tanımsız taşlarla beraber farklı şehirlerden toplanmış bir avuç toprak atılmış.

Ben saksıyı sallıyorum

karışıyor, karışıyor ve devamı şöyle:

‘’Sen dişleri biraz çıkmış küçük bir yaban yavrususun

asla bir benzerin olmayacak

asla yazılmamış kalacak şiirin.

ve ben,

güzel saçlarından çözülmemiş

bir sır kalacağım yeryüzünde.’’

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: