Bildiklerimizin bozuk birer görüntüye dönüşmesiyle takıldı fayans aralarına çocuklar.

-Doğumdan önce. 

-deri

Bir çıra yakılır, uzatır yaralı bacaklarını çocuklar; göz bebekleri büyür, yürünür

sobanın sıcacık ateşiyle oynamak isterken ısınmak tek gaye olur

uzanır çocuk; yırtık çorabıyla daha çok ısındığını fark eder ve kora doğru düşleyiş başlar.

Yırtmak ister her yanını

tekrar giyebileceğini bilse derisini

Çıra kovaları taşınır ve bir çıra yakılır felakete.

Ahşap kızaklar çıkar gün yüzüne, bir delinin yaptığı teleferikten salınır çocuklar, yerle yeksan olur ağıtlar

Dağların eteklerinde izlerim bağ bozumunu

Soyunurum, ısınırım;

soyunurum, ısınırım.

kaburgalarımda kadın izleri.

Ben ezemem artık başakları

Göz nizamı yapılmış evime döner, kamçı dolu yollarda takip ederim boyumu aşan kavakları.

Hayır haklı olmak istemiyorum!

Hayır sadece huzurlu olmak istiyorum!

Yırtık çoraplarımla katılmak istiyorum hayata;

teller örmek istiyorum, yorgun düştüğün her yaşayıştan sonra bitkin direnişine.

Ezemem artık ben başakları

koşarım felakete, soyarım derimi taş yutmuş serçelere

yine de dokunmam hınçla sana; soyarım derimi, o zaman daha çok ısınırım belki.

Bastırırım teninin en güzel yerini, pansuman yaparım felaketini. O zaman daha çok hissederim seni.

Eksile eksile bir kare çıkar ya da yanar filmler.

Koşarım hasat bekleyen tarlalarında; düşüp soyduğum, derimi çürüten ağaç kovuklarında.

Olanaksız koşullara olanak olmaya gelir elleri yemyeşil ceviz toplayan çocuklar

Utanır tutamaz kimsenin elini; arşınladığı yollarda, patlayan volkanlarda bırakır örme bebeklerini

Kaburgalarımda iz sürmüş kadın izleri;

bağırır avaz avaz, bıraktırır çocuğa elindeki örme bebeği.